ÇOCUKLARIMIZA DİNİMİZİ ÖĞRETMEK NASIL OLMALIDIR?
Günümüz insanının en büyük eksikliği nedir diye bir soru sorulsa acaba kaçımız “DİN” eksikliği der? Bizim çocuklarımız geleceğimizin teminatıdır. Onları “din” den uzak bırakamayız. O halde çocuklarımıza dinimizi nasıl anlatmalıyız. Onları nasıl “dindar” bireyler haline getirmeliyiz.
1- Çocuklar hikâye ile anlatılan konuları daha kolay ve daha istekli öğrenirler. Allah’ı ve sıfatlarını öğretirken Lokman(a.s.) ile oğlu arasında geçen konuşmaları hikâye şeklinde anlatabiliriz. Psikolog Antonie Vergote, Din Psikolojisi isimli eserinde, çocukların doğuştan din duygusuna sahip olduklarını söyler. İnsan sadece etten, kemikten ve kandan ibaret maddî bir varlık değildir. Onu diğer canlılardan ayıran doğuştan sahip olduğu ruh ve duygu zenginliğidir.
İnsan sosyal bir varlıktır. Sevmek, sevilmek, bir inanca sahip olmak, kendisini değerli ve güçlü hissetmek ister. Bu da ancak bir aileye, bir topluma, bir vatana ve bir dine bağlı olmakla mümkündür. Kuralsız toplum yoktur. Bir toplumu ayakta tutan kurallar bütününe hukuk diyoruz. Hukukun olmadığı yerde anarşi, kargaşa ve kaba güç vardır. Hırsızlığı, haksız kazancı, zayıfı ezmeyi, adam öldürmeyi, kısacası cana-mala-namusa tecavüzü yasaklayan hukuk maddeleri kaynağını dinden almaktadır. Allahın elçisi bütün peygamberler bu kuralları insanlara bildirmek ve toplum düzenini sağlamak için gönderilmiştir. Helâl-haram, sevap-günah kavramlarını kullanmadan, yani dinî kaynaklara başvurmadan çocuklara ahlâkî davranışlar kazandırmamız çok zordur.
Çocuklara dinimizi ; “HİKAYE VE KISSALARLA YOLUYLA ANLATMALIYIZ”
Lokmanın(a.s.) oğluna yaptığı öğütlere baktığımızda ilk sırada -Allahtan başka ilâh yoktur inancının geldiğini görüyoruz. Lokman oğluna öğüt vererek: Yavrucuğum, dedi, Allaha ortak koşma, çünkü bu büyük bir haksızlıktır (31:13). Biz de, bu âyetten hareketle, çocuklarımıza Allahın büyüklüğünü anlatacağız. —Kâinatı, güneşi, yıldızları, ayı, dünyayı ve üzerindeki bütün canlıları yaratan Odur. Biz de Lokman(a.s.) gibi, çocuklarımıza Allahın yaptığımız her şeyi gördüğünü, aklımızdan ve kalbimizden geçen en gizli duyguları bildiğini, Ondan hiçbir şeyi gizleyemeyeceğimizi, iyi şeyler yaptığımızda çok hoşuna gideceğini ve bizi seveceğini anlatmalıyız.
2- Çocuklarımızı İbadete Nasıl Alıştırabiliriz? Sembollerle düşünme, yani soyut düşünce tam gelişmediği için çocuklar yedi yaşına kadar her şeye inanırlar. Dört yaşındaki bir çocuk için imkânsız diye bir şey yoktur, her şey mümkündür. -Dün gece, sen uyurken, gökten bir yıldız indi; seni öpüp gitti deseniz hemen inanır, bunun mümkün olamayacağını düşünmez. Dört yaşındaki çocuklara ibadetler ve dua çok ilginç gelir, bizi taklit etmeye çalışırlar. Bizimle birlikte namaz kılmak, dua etmek, oruç tutmak, camiye gitmek çok hoşlarına gider. Yemeklerden önce ve sonra Allaha verdiği nimetlerden dolayı sesli olarak şükretmek, namazlardan sonra yine sesli olarak dua etmek; kendimiz, eşimiz, aile büyüklerimiz ve çocuklarımız için iyi dileklerde bulunmak yavrularımız üzerinde büyük tesir bırakır ve onları Allaha yaklaştırır.
Küçük çocukların dil ve zihin gelişimi henüz yeterince olgunlaşmadığı için soruların amacını tam olarak ifade edemezler. Bir gün çarşıda dolaşıyordum. Annesinin kucağında, iki-üç yaşlarında bir erkek çocuğu parmağıyla camiyi göstererek sordu:
-Bu ne? Annesi, -O bir cami, dedi. Çocuk tekrar sordu: -Bu ne? Annesi yine aynı cevabı verdi: -O bir cami. Çocuk istediği cevabı alamadığını anlatmak için yine sordu: -Bu ne? Anne sesini yükselterek ve kelimelerin üzerine basarak, -O bir cami, dedi. Anneye yaklaştım, -Hanımefendi, dedim, -çocuk caminin adını sormuyor; eve benzemediği için ne işe yaradığını soruyor.
Eğitimci yazar Cezmi Tahir Berktin, Okul Öncesi Eğitim isimli kitabında kendi başından geçen bir olayı anlatıyor:
-Dört yaşındaki kızım, açlık grevine başlamış gibi, birdenbire yemek yememeye başladı. Bizimle sofraya oturmuyor, ağzına bir lokma koymuyordu. Bütün çabalarımıza rağmen sebebini öğrenemedik. Gece olmuş, yatma saati gelmişti. Kucağıma alıp yatağına götürdüm. Başını okşayarak, Seni seviyorum, yemek yemeyişin beni üzüyor, dedim. Ağlayarak boynuma sarıldı: Babacığım, ne olur sen de yeme! dedi ve çocuk diliyle sebebini anlatmaya başladı. Meğer eşim, farkında olmadan, bir eğitim hatası yapmış. Her anne gibi, bizim hanım da çocuğun beslenmesini aşırı önemsediği için kızım soruyor:
- Anne, neden yemek yiyoruz?
- Büyümek için.
- Büyüyünce ne olacak?
- Yaşlanacağız.
- Yaşlanınca ne olacak.
- Her yaşlı gibi bir gün biz de öleceğiz.
Kızım, o küçük mantığı ile, ölümden kurtulmanın çaresini yemek yememekte buluyor. Yemek yemesem büyümem, büyümezsem yaşlanmam, yaşlanmazsam ölmem gibi basit bir mantık geliştiriyor.
Berktin hocanın da ifade ettiği gibi, biz ne kadar saklasak da çocuk er veya geç ölüm gerçeği ile yüzleşecektir. Çok sevdiği büyükannesi, büyükbabası veya arkadaşı öldüğünde bize sormayacak mı: -Büyükannem (veya arkadaşım) nereye gitti? Vereceğiniz cevapta ahiret (cennet) inancı yoksa ayrılık acısıyla dolu o küçük yüreği nasıl teselli edeceksiniz? Omuzlar üzerinde taşınan bir tabutu görüp sorduğunda ne cevap vereceksiniz?
3- Sevdirerek Eğitmeliyiz.Çocukları; Dört-beş yaşına kadar rüya ile gerçeği birbirinden ayıramaz, düşüncelerin ve hayallerin gerçekleşebileceğine inanırlar. Kardeşini kıskandığı ve içinden ölmesini arzuladığı zaman, bunun gerçekleşeceğini düşünerek korkar, suçluluk duygusuna kapılır.
Çocuğun yaramazlığından bıkan bir anne, -Beni çok üzüyorsun, bir gün üzüntüden öleceğim diye yakınsa veya -Allah annelerini üzen çocukları sevmez, cehenneminde yakar diye korkutsa çocuk bunun gerçekleşeceğini zannederek paniğe kapılır.
—Çocukları Dinsiz Yapmanın Yolları ;
" Zorla dua ezberletin, ezberleyemediği zaman cezalandırın.
" Yaramazlık yaptığı zaman Allahın onu cehennemde yakacağını söyleyerek korkutun.
" Din adamlarını, dindar akrabalarınızı ve komşularınızı çekiştirin, yaptıkları hataları sayarak gözden düşürün.
Çocuk eğitiminde davranışlarımız sözlerimizden daha etkilidir. Namaz kılacağı zaman çocukları odadan dışarı çıkaran anne babalar var. Camide çocuk azarlayan ve dışarıya kovalayan yaşlılar görürsünüz. Sebebini sorduğunuzda, -Yaramazlık yapıp namazımızı bozuyor, derler. Davranışlarıyla çocukları dinden soğuttuklarının farkında değildirler.
CEHENNEMİ DEĞİL CENNETİ ANLATMALIYIZ…
Çocuğu cehennemle korkutmaya ve Allahtan soğutmaya ne hakkınız var? Bizim çocukluğumuz cennete ulaşmakla geçti…İnşallah bir gün ulaşırız.
Kalın sağlıcakla…